Hızlı Erişim

Menü

DUYURU

8.06.2026
40

08.06.2026 tarihinde Kadın Hakları Komisyonu tarafından, Metanet ALTINPOLAT cinayeti ve Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakasının süre yönünden iptali kararına ilişkin baro hizmet binamızda basın açıklaması yapılmıştır.

 

ANAYASA MAHKEMESİNİN YOKSULLUK NAFAKASINI İPTAL ETMESİ VE METANET ALTINPOLAT’IN KATLEDİLMESİ

Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakasını süre yönünden iptal kararını açıkladığı gün; Denizli’de, Metanet Altınpolat, ayrıldığı erkek tarafından 8 yaşındaki oğlunun gözleri önünde, pompalı tüfekle katledildi, saldırıda kız kardeşi yaralandı. 

Eril yargı pratiğinin ve eril yasamanın erkek egemen düzene iltimas tanımakla; kadınlara ne pahasına olursa olsun kendi çizdikleri sınırlarda kalması, sınırı aştığı anda güvencesiz ve yapayalnız kalacağının ültimatomu niteliğindeki iptal kararıyla uğraşırken; yine asli görevi olan yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü ihmali yüzünden bir kadın daha erkek şiddetiyle öldü. 

Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin iptal kararının bu vahşetle aynı güne denk gelmesi basit bir tesadüf değil; eril düzenin, kadını bilinçli bir şekilde korumama ve erkek egemen sistemin çizdiği sınırların içinde kalması için ortaya koyulan iradenin yapısal şiddet politikasının sonucudur. Eril sistem; eşit, şiddetsiz, güvende, insan onuruna yaraşır yaşam hakkı yerine; erkek konforunu ve refahını öncelemekte, sistemin dışına çıkmak isteyen kadınları ise her yönden güvencesiz bırakmaya odaklanmıştır. 

Kadının yaşam hakkını korumakla yükümlü tüm mekanizmalara asli görevlerini bir kenara bırakarak erkek egemen düzenin çarklarına hizmet etmenin Anayasa 10. Maddede düzenlenen eşitliği sağlama yükümlülüğünü gereği gibi ifa etmeye çağırıyoruz! Ne kaybedecek bir canımız, ne hak ettiğimiz eşit yaşamımıza karşı yapılacak bir saldırıya daha tahammülümüz kalmıştır!

Asli göreviniz olan yaşam hakkını korumak yerine; eğitim hakkı gasp edilen, istihdam dışı bırakılan, çalışma yaşamında yer alsa dahi emeği ve geliri üzerinde tahakküm kurularak ekonomik şiddete maruz bırakılan, hanenin tüm çocuk, yaşlı ve engelli bakım yükünü karşılıksız üstlenerek ev içi emeği görünmez kılınan ve boşanma neticesinde mutlak bir yoksulluk riskiyle karşı karşıya kalan kadının sığınacağı en somut hukuki kaleye göz dikmeniz; bardağı taşıran son damladır! 

Yıllardır yürütülen sistematik bir kara propaganda ile magazinleştirilen münferit ve yüksek meblağlı nafaka örneklerini cımbızlayan ve milyonlarca kadının yapısal yoksulluğunu görünmez kılmayı hedefleyen bu algı operasyonlarının saikini birçok kez gözler önüne sererek yargı paketlerinden çıkardığımız nafakaya ilişkin değişiklik hükümlerine hukuki zemin hazırlamaya çalışan bu iptal kararı; Devletin uluslararası sözleşmelerle, Anayasa ve yasalarla üstlendiği eşitliği sağlama yükümlülüğünün açık ihlalidir!

Üstelik nesnel gerçeklik, bu ideolojik anlatının tam karşısındadır:
Gerçek; ilkokuldan bu yana eşit eğitim hakkına kavuşamayan, toplumsal cinsiyet rolleriyle istihdam dışı bırakılan, evlilik birliği süresince kıskançlık ve ekonomik şiddetle mesleki deneyim edinmesi engellenen; çocuk, yaşlı, engelli bakımını, hanenin tüm yeniden üretim yükünü karşılıksız üstlenen, ancak bu muazzam ev içi emeğine rağmen istatistiklerde "işsiz" dahi sayılmayan kadının, boşanmayla birlikte elbette yoksulluğa düştüğüdür.

Nitekim, bu gerçekliği çarpıtanların iddia ettiğinin aksine, hukuk sistemimizde hiçbir parametreye bağlı olmayan, mutlak ve dokunulmaz bir "süresiz nafaka" kurumunun varlığı tamamen kurgusaldır. Türk Medeni Kanunu uyarınca yoksulluk nafakasının; yeniden evlenme, fiilen evli gibi yaşama, haysiyetsiz hayat sürme, yoksulluğun ortadan kalkması veya tarafların mali durumlarının değişmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılması ya da revize edilmesi mümkündür. 

Dahası, yoksulluk nafakası cinsiyete dayalı bir imtiyaz değil; boşanma neticesinde sosyo-ekonomik açıdan kırılgan hale gelecek olan tarafın korunmasını amaçlayan bir dengeleme müessesesidir. Mevzuata göre şartları oluştuğunda erkeklerin de nafaka talep etme hakkı mahfuzdur. Uygulamada nafaka yükümlüsünün ezici bir çoğunlukla erkek olması, pozitif hukukun değil; toplumsal ve ekonomik iş bölümündeki derin asimetrinin, yani yoksulluğun cinsiyetinin doğrudan bir sonucudur. 

Bu asimetrinin kaynağı ise bellidir; ülkemizde ekonomik bağımlılığın, güvencesizliğin ve sömürülen ev içi emeğin faili de mağduru da açıkça ortadadır. Kadınlar; eğitim hakkından istihdama katılım oranlarına, ücret adaletsizliğinden kreşsiz bırakılan kamusal alanlara kadar çok katmanlı bir eşitsizlik rejimine mahkûm edilmektedir. Evlilik kurumu, bu eşitsizliklerden bağımsız bir sığınak değil, aksine toplumsal cinsiyet hiyerarşisinin yeniden üretildiği ana merkezdir. Bir tarafın evlilik birliği boyunca kariyer, finansal sermaye ve sosyal güvence biriktirebilmesi için diğer taraf kendi bağımsızlığını feda etmektedir. Dolayısıyla boşanma, taraflar için asimetrik ekonomik sonuçlar doğurur. Birçok kadın için boşanma kararı, yalnızca hukuki bir bağın kopması değil; doğrudan mutlak bir yoksulluk riski ve failin ekonomik şiddetine boyun eğme zorunluluğu anlamına gelmektedir.

Tam da bu yüzden, bugün nafakayı sistematik olarak tartışmaya açan irade; kadın istihdamının önündeki bariyerleri, kreş ve bakımevlerinin kamusal bir sorumluluk olarak inşa edilmemesini, nafaka miktarlarının açlık sınırının altında kaldığını ve hatta hükmedilen nafakaların büyük kısmının tahsil dahi edilemediğini kasıtlı olarak örtbas etmektedir. 

Eşitsizliğin yapısal nedenlerini ortadan kaldırmayan, aksine bu adaletsizliği tahkim eden bir sistemde, eşitsizliğin yıkıcı sonuçlarını hafifletmeye çalışan koruyucu mekanizmaları tasfiye etmek, sosyal devlet ilkesinin açık ihlalidir. Devlet mekanizmasının görevi nafakayı sınırlamak değil; kadını nafakaya muhtaç bırakan yapısal dinamikleri ortadan kaldırmaktır.

Bu sosyo-ekonomik gerçeklik göz ardı edilerek verilen mahkeme kararları, devletin kendi tasarruflarında kimin yaşamını ve onurunu 'korunmaya değer' gördüğünün açık bir manifestosudur. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu iptal kararı ise, eril yargı pratiğinin ve kurumsallaşan güvencesizlik ikliminin en somut tezahürlerinden birini ortaya koymuştur. 

Hukuk eliyle kadınlara verilmek istenen mesaj son derece sert ve nettir: "Evlilik içi emeğinle sistemin çarklarını döndüreceksin, ekonomik bağımsızlığından feragat edeceksin; ancak şiddet gördüğün bu sarmaldan çıkmaya, kendi hayatını kurmaya cüret ettiğinde, seni sokak ortasındaki şiddet tehdidiyle ve yoksullukla baş başa bırakacağız."

Denizli Barosu Kadın Hakları Komisyonu olarak, bu gerici ve tasfiye edici hukuk politikasını kesin bir dille reddediyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği tüm şiddetiyle sürerken, kazanılmış haklarımızın ideolojik saiklerle budanmasına karşı hukuki ve kurumsal tüm araçlarımızla direneceğimizi; kadını korumasız bırakan değil aksine güçlendiren bir hukuk düzeni; kadının özgürlüğü ile can güvenliği, bağımsızlığı ile yoksulluk arasında seçim yapmak zorunda bırakılmadığı ülkeyi mücadelemizle yaratacağımızı, katledilen Metanet Altınpolat’ın yargı önündeki temsiliyeti için davanın takipçisi olacağımızı, kazanılmış haklarımızın gasp edilmesine geçit vermeyeceğimizi kamuoyuna saygıyla ilan ederiz.
Fotoğraf Galerisi

Ruhsat Alanlar

Aramıza katılan meslektaşımıza başarılar dileriz.

Yaklaşan Etkinlikler

Katılabileceğiniz yaklaşan etkinliklerimiz

Etkinlik
16.06.2026
MESLEK İÇİ EĞİTİM SEMİNERİ
Denizli Barosu Av. A. Behçet ÇOMAKOĞLU Konferans Salonu
Etkinlik
20.05.2026
Etkinlik
12.05.2026
TÜRK SANAT MÜZİĞİ KONSERİ
Denizli Barosu Av. A. Behçet ÇOMAKOĞLU Konferans Salonu
Etkinlik
11.05.2026
MESLEK İÇİ EĞİTİM SEMİNERİ
Denizli Barosu Av. A. Behçet ÇOMAKOĞLU Konferans Salonu
Etkinlik
10.05.2026
Etkinlik
9.05.2026
MESLEK İÇİ EĞİTİM SEMİNERİ
Denizli Barosu Av. A. Behçet ÇOMAKOĞLU Konferans Salonu
Etkinlik
6.05.2026
MESLEK İÇİ EĞİTİM SEMİNERİ
Denizli Barosu Umurhan YAPAR Staj Eğitim Salonu
Etkinlik
30.04.2026
TÜRK HALK MÜZİĞİ KONSERİ
Denizli Büyükşehir Belediyesi KKM Mehmetgazi Salonu
Etkinlik
29.04.2026
BUĞRA ALTUN STAND UP COMEDY SHOW
Denizli Barosu Av. A. Behçet ÇOMAKOĞLU Konferans Salonu
Etkinlik
27.04.2026

Aramızdan Ayrılanlar

Rahmetle anıyoruz

Avukat
Av. Mustafa Gürbüz

25.02.2026

Avukat
Av. Müjgan Kaya

17.02.2026

Avukat
Av. Yusuf İzzettin Boz

7.12.2025

Avukat
Av. Üzeyir Çiçekçi

7.10.2025

Avukat
Av. Ömer Naci Yağcı

11.09.2025

Avukat
Av. Mehmet Ali Gölcüklü

7.07.2025

Avukat
Av. Cemil Karakış

14.06.2025

Avukat
Av. Aziz Behçet Çomakoğlu

25.03.2025

Avukat
Av. Naşide Gündoğar

12.02.2025