DUYURU
5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ KUTLU OLSUN
Bugün, yalnızca doğayı kutlama günü değil; aynı zamanda ona karşı sorumluluğumuzu hatırlama günüdür. Çünkü çevreyi korumak, yalnızca ağaçları, ormanları ve canlıları korumak değil; yaşam hakkını, geleceği ve kamu yararını korumaktır.
Ne yazık ki günümüzde çevreye yönelik tehditler yalnızca doğal nedenlerden kaynaklanmamaktadır. Hukuka aykırı madencilik faaliyetleri, ormanların rant uğruna tahrip edilmesi, kıyıların betonlaştırılması, tarım alanlarının yok edilmesi, su kaynaklarının kirletilmesi ve çevresel etki değerlendirmesi süreçlerinin etkisizleştirilmesi; yalnızca birer çevre sorunu değil, aynı zamanda birer hukuk ve adalet sorunudur.
Anayasamızın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu açıkça düzenlemektedir. Bu nedenle çevreyi korumak yalnızca bir vicdan meselesi değil, aynı zamanda hukuki bir yükümlülüktür. Çevreye verilen her zarar, gelecek kuşakların haklarına yönelmiş bir ihlal niteliğindedir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK, doğanın ve ormanların önemini yıllar önce şu sözle ifade etmiştir: "Ormansız yurt, vatan değildir."
Bu söz, yalnızca bir çevre hassasiyetini değil; doğa ile vatan sevgisi arasındaki güçlü bağı da ortaya koymaktadır. ATATÜRK, kalkınmanın doğayla uyum içinde gerçekleşmesi gerektiğini savunmuş, ormancılığın geliştirilmesini ve doğal kaynakların korunmasını Cumhuriyet'in temel hedeflerinden biri olarak görmüştür.
5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde bir kez daha hatırlatıyoruz:
Doğa, miras değil emanettir.
Ormanları, akarsuları, kıyıları ve yaşam alanlarını korumak; yalnızca çevrecilerin değil, hukuk devletine inanan herkesin ortak görevidir. Hukuksuz çevre katliamlarına karşı sessiz kalmamak, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur.
Daha yaşanabilir, daha yeşil ve daha adil bir gelecek için; çevre hakkını savunmaya, doğayı korumaya ve hukukun üstünlüğünü çevre mücadelesinin merkezinde tutmaya devam edeceğiz.
