BASIN AÇIKLAMASI
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK MÜDAHALELER KABUL EDİLEMEZ!
14 Ekim 2026 tarihinde Halk TV’nin merkez binasına gerçekleştirilen polis operasyonu, kanal yönetimine TMSF tarafından kayyım atanması, yayın faaliyetlerinin durdurulması ve basın mensuplarına yönelik adli işlemler hakkındaki gelişmeleri büyük bir endişeyle takip ediyoruz.
Basın özgürlüğü, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Basın kuruluşlarına yönelik müdahaleler, yalnızca ilgili yayın organını değil, toplumun haber alma hakkını, düşünce ve ifade özgürlüğünü de doğrudan etkilemektedir.
Anayasa’mızın 28. maddesinde yer alan “Basın hürdür, sansür edilemez.” hükmü ile 26. ve 30. maddelerinde düzenlenen temel güvenceler, basın özgürlüğünün anayasal koruma altında olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu özgürlüklere yönelik müdahalelerin hukuk devleti, ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkelerine uygun olması zorunludur.
Hiçbir kişi veya kurum hukukun üzerinde değildir. Ancak yürütülen soruşturmalar, henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmaksızın basın faaliyetlerinin fiilen durdurulmasına ve temel hakların ölçüsüz biçimde sınırlandırılmasına gerekçe oluşturamaz. Ceza muhakemesi tedbirleri, basını susturmanın ve toplumun haber alma hakkını engellemenin bir aracına dönüştürülemez.
Denizli Barosu olarak; Halk TV’ye yönelik kayyım uygulamasının ve yayın faaliyetlerini engelleyen tedbirlerin sonlandırılmasını, basın mensuplarına yönelik adli süreçlerin temel hak ve özgürlükler gözetilerek yürütülmesini ve gazetecilerin mesleklerini hiçbir baskı altında kalmaksızın sürdürebilmelerinin güvence altına alınmasını talep ediyoruz.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun barolara yüklediği hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunma sorumluluğuyla, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını korumaya, sürecin hukuki takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Özgür basın, özgür toplumun teminatıdır. Hukuk, susturmanın değil, özgürlüklerin güvencesi olmalıdır.
14 Ekim 2026 tarihinde Halk TV’nin merkez binasına gerçekleştirilen polis operasyonu, kanal yönetimine TMSF tarafından kayyım atanması, yayın faaliyetlerinin durdurulması ve basın mensuplarına yönelik adli işlemler hakkındaki gelişmeleri büyük bir endişeyle takip ediyoruz.
Basın özgürlüğü, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Basın kuruluşlarına yönelik müdahaleler, yalnızca ilgili yayın organını değil, toplumun haber alma hakkını, düşünce ve ifade özgürlüğünü de doğrudan etkilemektedir.
Anayasa’mızın 28. maddesinde yer alan “Basın hürdür, sansür edilemez.” hükmü ile 26. ve 30. maddelerinde düzenlenen temel güvenceler, basın özgürlüğünün anayasal koruma altında olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu özgürlüklere yönelik müdahalelerin hukuk devleti, ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkelerine uygun olması zorunludur.
Hiçbir kişi veya kurum hukukun üzerinde değildir. Ancak yürütülen soruşturmalar, henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmaksızın basın faaliyetlerinin fiilen durdurulmasına ve temel hakların ölçüsüz biçimde sınırlandırılmasına gerekçe oluşturamaz. Ceza muhakemesi tedbirleri, basını susturmanın ve toplumun haber alma hakkını engellemenin bir aracına dönüştürülemez.
Denizli Barosu olarak; Halk TV’ye yönelik kayyım uygulamasının ve yayın faaliyetlerini engelleyen tedbirlerin sonlandırılmasını, basın mensuplarına yönelik adli süreçlerin temel hak ve özgürlükler gözetilerek yürütülmesini ve gazetecilerin mesleklerini hiçbir baskı altında kalmaksızın sürdürebilmelerinin güvence altına alınmasını talep ediyoruz.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun barolara yüklediği hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunma sorumluluğuyla, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını korumaya, sürecin hukuki takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Özgür basın, özgür toplumun teminatıdır. Hukuk, susturmanın değil, özgürlüklerin güvencesi olmalıdır.
