BASIN AÇIKLAMASI
YARGI KARARLARININ BAĞLAYICILIĞI HUKUK DEVLETİNİN GEREĞİDİR
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Büyük Dairesi, 25 Ağustos 2026 tarihli Kavala/Türkiye kararında; kişi özgürlüğü ve güvenliği, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan temel hakların ihlal edildiğine hükmetmiş; tespit edilen ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve başvurucunun mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtmiştir.
Bu karar, bir kişinin hukuki durumunun ötesinde, hukuk devleti ve yargı kararlarının bağlayıcılığı bakımından önem taşımaktadır.
Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi ile 90. maddesi ve AİHS’nin 46. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; AİHM kararlarına uyulması siyasi bir tercih değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal ve uluslararası yükümlülüğüdür. Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı da Anayasa’nın 153. maddesinin açık hükmüdür.
Yargı kararlarının muhatabının kim olduğu, siyasi görüşü veya toplumdaki karşılığı, kararların bağlayıcılığını değiştiremez. Hukukun üstünlüğü, ancak hukuk herkes için ve her koşulda uygulandığında anlam taşır.
Denizli Barosu olarak; Anayasa’nın üstünlüğünün ve hukuk devleti ilkesinin gereği olarak, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının gecikmeksizin ve bütün sonuçlarıyla uygulanması gerektiğini kamuoyuna saygıyla hatırlatıyoruz.
