DENİZLİ
BAROSU
Gezinti Bağlantılarını Atla
 
 
  
 
OcakŞubatMart
PztSalÇarPerCumCmtPaz
2930311234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627281234
567891011
IV. GENÇ AVUKATLAR KURULTAYI
Tarih: 20.04.2015 | Okunma Sayısı: 1792 | | |
17-19 Nisan 2015 tarihleri arasında Amasya Barosu’nun ev sahipliğinde IV. Genç Avukatlar Kurultayı yapıldı. Türkiye Barolar Birliği ve Amasya Barosu’nun işbirliğiyle düzenlenen kurultaya Baro Başkanımız Avukat Müjdat İLHAN, Yönetim Kurulu Üyelerimiz Avukat İsmail ÖZGÜR ve  Avukat Erman YARIŞAN, Gençlik Meclisi Başkanı Avukat İbrahim OKKAYA, Gençlik Meclisi Başkan Vekili Avukat Mestan IŞIK, Gençlik Meclisi Sekreteri Avukat Aslı KUTLU, Gençlik Meclisi Üyeleri Avukat Burcu DEMİR, Avukat Fatih KARAHAN, Stajyer Avukat Sevil AYHAN, Stajyer Avukat Tuğba GÜN ve Stajyer Avukat Ferit TUTUŞ katıldı.  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

IV.GENÇ AVUKATLAR KURULTAYI ÇALIŞMA MASALARI

MASA 1

ÜCRET KARŞILIĞI BİRLİKTE ÇALIŞAN AVUKATLARIN SORUNLARI

TARTIŞMALAR:

İstanbul Barosu - Aycan Kaya: Daha önce Yönerge takip merkezlerinin kurulması kararı alınmıştı ama Yönerge’nin yürütmesi durduruldu ve yeni bir yönetmelik hazırlandı. Ancak yönetmelik de TBB’ye iade edildi. Her baroda kurullar kurulsa ve buralarda Yönetmelik’in nasıl değerlendirildiği tartışılsa daha somut ilerlenebilir.

Amasya Barosu - Galip Uzun:Düzenlemelere bakıldığında Avukatlık Kanunu 12-c maddesinde bağlı çalışan avukatlar ile ilgili hüküm geçiyor. Bunun dışında bir yönerge çıktı daha sonra da bir yönetmelik hazırlandı.

İstanbul Barosu - Ferhat Teymur: Yaklaşık 3 yıldır kurultay yapılıyor. Ancak bu kurultaylar sonrası İstanbul dışındaki diğer baroların çok fazla yol katedemediğini görüyoruz. Yönetmeliğe 3 ayrı yaptırım maddesi konulmuştu ancak yönetmelik hükümleri iş kanununa aykırı görülerek iade edildi. Yönetmeliğin çıkarılması konusunda TBB Başk.Yard. Başar Yaltı’nın çok emeği geçti. Bu masa çalışmasının sonunda yönetmeliğin aynı şekilde adalet bakanlığına gönderilmesi yönünde sonuç çıkarılmalıdır biz sömürüden yana bir meslek grubu değiliz bu yüzden işçi avukat sömürüsüne de karşı koymalıyız. Artık işçi avukatların işveren avukatlara karşı dava açtığını görüyoruz. Hatta bilgimiz olan davalara müdahil de olduk. Avukatların sömürülmesi meslek onurunu tamamen ortadan kaldıracaktır. Gittiğimiz heryerde bu konuda çalışmalı hep birlikte mücadele etmeliyiz. Bizim yalnızca İstanbul Barosu olarak mücadele etmemiz yetersiz, tüm Türkiye’ye yayılmalıyız. Bu kurultayda genç avukatları temsil ederek geldiğimizi söylüyorsak bunun hakkını vermeliyiz. Maddeler üzerinde pazarlık etmeksizin aynı şekilde adalet bakanlığına tekrar gönderilmesi lazım.Bundan 3sene önce yönergeyi barolar birliğinden biz geçirdik. Bu kimsenin lütfu değildi. Üreten bizsek yöneten de biz olmalıyız.

İzmir Barosu - Sinem Top: Avukatlık kanunun yeni tasarısı konuşulurken sadece yönetmelikle sınırlı kalmamalıyız. Yönetmelik hükümlerinin kanun tasarısı içine alınması için çalışmalıyız. Kanun çok daha farklı haklar getirecek. Yönetmeliği göz ardı etme riskleri var ama kanun çok daha güçlü bir düzenleme. Bu kadar zamandır çalışmamıza rağmen tüm kurultay bildirgeleri aynı çıkıyor. Bu defa aynı olmasın. Bu kurultayların sonuç bildirgelerini takip edecek izleme komisyonu bu konuyu takip edebilir. Olabildiğince kalabalık olarak meclise gidip içeriye sözcü bir ekip gönderip partilerin grup sözcüleri ile görüşebiliriz. Meslektaşımız olan milletvekilleri ile de bu konuda görüşebiliriz. TBB ve baro başkanlarından da bu konuda yardım isteriz. Hepimiz bu çalışmada daha somut atalım.

Bursa Barosu - Atakan Arar: Yönetmeliğin geçip geçememesi üzerinden terditli bir planımız olmalı.

İstanbul Barosu - Ferhat Teymur: İşçi avukatlar komisyonları oluşturulabilir. Gerekirse biz burada oluşturalım. Ama her baromun kendi içinde çözmesi lazım. Ama destek istenirse Sömürünün olduğu her yere gideriz biz, buna hazırız.

Burdur Barosu - Ahmet Can: yönetmelik geçerse biz de uygulanması yönünden elimizden gelen çalışmayı yaparız.

Burada bir kurul oluşturalım barolar birliğine gidelim.

Burdur Barosu - ErtuğAkın:Sadece baro kapsamında değil meslektaşımız olan milletvelikkeri ile de görüşülmesi lazım.

İstanbul Barosu - Aycan Kaya: Denetimi yapacak olan sözleşmeleri toplayacak olanlar barolar ama.

İstanbul Barosu – Ferhat Teymur:Daha önceki görüşmemizde İlhan Cİhaner ve Mahmut Tanal Yönetmeliği meclise taşıyacağını söylemişti.

İstanbul Barosu - Ayçan Kaya: Yönetmelikte hiyerarşi olmayacaksa işveren avukart nasıl olacak veya avukat iş sözleşmesi ile çalışamaz diyor.

Bursa Barosu - Atakan Arar: Böyle durumlarda burada oluşturacağımız kurul gidip müdahale edebiliriz. İhtiyaç duyan baroya gidip oradaki arkadaşlarla görüşebiliriz.

Amasya Barosu–Galip Uzun:İşçi avukatlar için bir sendika kurulmuştu?

İstanbul Barosu – Ferhat Teymur: Ben bu kurulan sendikayı kariyerizm olarak görüyoruz. Bu arkadaşlar kendilerine işçi avukat demekten dahi çekiniyor. Bağıtlı çalışan avukat diye bir kavram çıkardılar. Bu şekilde mücadele edilemez. Kurduğunuz tüzel kişiliğin adından çok nasıl bir mücadele yürüttüğünüz önemli.

Sakarya Barosu - : Baroların içinde takip merkezi kurulması talep edilmeli. ben takip merkezi kurulmasını Sakarya barosundan talep etmiştim ancak reddedildi. Yine de tüm barolarda bunun takip edilmesi gerekiyor.

İstanbul Barosu – Ferhat Teymur: Baro yönetimlerinin işveren avukatlardan oluşması bir engel çünkü bizim için, bizim sorunlarımızdan uzaklar.

İstanbul Barosu - Sinan Derman: Yönetmelikte her baronun asgari ücret belirlemesi yönünde hüküm var bunu da takip etmelityiz. Avukatlar arasında çalışma barışının sağlanması önemli. Barolara BASKI uygulanmalı. İstanbul barosunun bağlı çalışan avukatlar komisyonu da bu belirlemede rol oynamalı.

İzmirBarosu – Sinem Top: iyi örneklerden de bahsetmek lazım. İstanbulun 2000 lira olduğunu bilmiyordum. İzmir barosnununtavsiye niteliğindeki ücret tarifesinde sigortalı çalışan avukatın 2500 tl alması gerektiği yazıyor. Ama tabiki bu maaşın yarısına çalışan meslektaşlarımız vae. Çalışmak zorunda olan meslektaşlarımız bu koşulları kabul etmek zorunda kalıyor. Stajyer avukatlarda bu sorun daha da artıyor. Yönetmelik ve hak kazanımı için bilinçlendirmeyi çok önemli görüyorum. İşçi işveren avukat tanımlamaları doğru olmakla birlikte bu tanımın hasım ilişkisi yarattığını da düşünüyorum. Değerlendirme yaparken çok da ayrılıkçı düşünmemeliyiz. Bizim ihtiyacımız birliktelik ihtiyacı.

İstanbul Barosu - FerhatTeymur: İşçilik bir sınıfsal mücadeledir. Piyasalaşan hukuk düzeninde işçi avukatlar oluşmuştur. İşçi avukat haklarını meslek onurunun bir parçası haline gelmesini istiyoruz. İstediğiniz ismi takın ilişkiniz bu olduktan sonra fark etmez.

İstanbul Barosu - Aycan Kaya: ben de iş sözleşmesi ile çalışıyorum. Hukuki düzenleme işçilik yönünde iken bunu ne kadar reddedebiliriz ki.

İstanbul Barosu - Sinan Derman: İşçi avukat dediğimizde karşımıza ilk önce avukatın bağımsızlığı çıkıyor. Bu teknik ve hukuki bağımlılık olarak ayrılmalı. Bizim bahsettiğimiz teknik bağımlılık. İşveren avukat bize teknik anlamda nerede duruşmaya gireceğimizi vs. söylüyor. Onun dışında mahkeme karşısındaki bağımsızlığımızla ilgili bir sorun yok.

İstanbul Barosu – Ferhat Teymur:Fazla mesaisi ödenmezken sigortasını asgari ücretten yatıran avukata meslektaşım olarak saygı gösteremem.

İzmir Barosu- Sinem Top: yanlış anlaşılmak istemem, ben de işçi avukatım. Güzel kazanımlar elde ettiğimizi de düşünüyorum. Ben sadece kavramların keskinleşmesi konusunda dikkatli olmamız gerektiğini düşünüyorum. Yasalar önünde sorumluluk açısından bağımsız değerlendiriyoruz. Temyize cevap vermezseniz siz şahsen sorumlusunuz.

Mersin Barosu –Gülten Çakır :Bana Ankara’ya gideceksin şu duruşmaya girip şunları söyleyeceksin,SAAT 8de burada olacaksın diyor. Bu nasıl bir bağımsızlık. Biz resmen işçi avukatız. Bence üstüne basa basa bu kadar keskin olmalı.

İşçi Avukatlar Merkezi - Özgü Türk:Uygulamada işçi avukat işveren avukatı barouaşikayet ettiği zaman bunların soruşturması sürüncemede kalıyor. Dava açıldığında da aynı. Özellikle mesleğe yeni başlayan avukatlara bağırma çağırma hakaret gibi durumlar da oluyor. Bunlarla ilgili davalar barolarca takip ediliyor, denetleniyor mu hayır. İşveren avukat temsiliyeti dolayısıyla barolar belli adımları atmaktan çekiniyor. Ama baroların üye çoğunluğu 25-30 yaş arasında ve bu arkadaşlar işçi avukat olarak çalışıyor. Bu arkadaşlar arasında daha fazla örgütlülük yaratıp baro içindeki işçi avukat temsiliyetini de artırmalıyız. Belli kavramlara sahip çıkıp kararlı duruş göstermeliyiz. Küçük şehirlerde işçi işveren ilişkisi daha yumuşak olabilir ama İstanbul gibi büyük şehirlerde 100 kişini çalıştığı bürolar var. Bunları da gözardı etmemeliyiz.

Muğla Barosu - Nihan Barutçu: Baromuz küçük bir avukat olduğu için geç avukat da işçi avukat da çok yok. Kendi çalıştığım avukat il e de çok iyi anlaşıyorum ama ben de kendimi işçi avukat olarak tanımlıyorum. Biz bu konuları ne kadara tartışsak da çözümü çok zor. Ama bilinçlendirme üzerine çalışma yapmalıyız. Bu konularda toplantılar düzenlenebilir. Biz bu tarz sıkıntıları yaşamıyor olsak da bize düzen ne ise desteklemek isteriz. Bu bizim ortak problemimiz. Biz daha gençlik meclisini bile komisyon olarak bu sene kurduk. Ama bu konu ile ilgilenen on kişi bile olsa bu bir kazanımdır. Komisyon kurulması önerisi bence mutlaka karara dönüştürülmelidir.

Burdur Barosu – Ahmet Can: Bizim baromuz da küçük bir baro. Asgari ücretle çalışan avukat arkadaşlarımız var ve kendi dosyalarından pay almıyorlar. Bu sorunlar ortadayken gereksiz tartışmalarla vakit kaybetmemeliyiz.

Amasya Barosu - Galip Uzun:Yanında çalışılan avukatlarda iyi olanı olduğu gibi kötü olanı da var biz bir dürü sorun duyuyoruz. İşveren avukatlara bu konularda nasıl yaptırımlar uygulanabilir, bunları konuşabiliriz.

İstanbul Barosu - Ferhat Teymur: Aslında bu yaptırımlar yönetmelikte düzenlendi. Bir de küçük barodan gelen arkadaşlar olsa da onlar da bir kaç sene içinde bu sorunları hissetmeye başlayacak. Ben bu konuya meslek sorunundan öte meslek onuru olarak bakıyorum.

Bursa Barosu - Atakan Arar: Takip merkezi kurulmasını burada karar aldıktan sonra takibini elbette biz yaparız ama ayrıca Amasya barosunun dönem sözcüsü tüm barolarla iletişime geçerek takip merkezleri kurulması kararımızı iletebilir. Aldığımız kararlar ortada kalmamalı.

Amasya Barosu – Galip Uzun: Her baroya işçi avukatları temsil edecek bir yönetim kurulu üyesi seçilebilir.

İstanbul Barosu - Ferhat Teymur: Baro yönetim kadrosuna genç avukatın girmesi de sıkıntılı, çünkü 5-10 yıllık kıdem sorunu var. Bu konuda da aksiyon alınmalı.

İşçi Avukatlar Merkezi – Işıl Batmaz: Bizim Yönetmeliğin aynı şekilde Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine dair daha önce çalışmasını yaptığımız ve İstanbul’da başlatmayı düşündüğümüz bir imza kampanyası vardı. Eğer diğer barolar da kabul ederse bu imza kampanyasını tüm barolar nezdinde yürütebiliriz. (Daha önce hazırlanan imza metni masa çalışmasına katılanlara dağıtıldı)

Sonuç Bildirgesini okuyacak olan kişinin seçimine geçildi.

Aycan Kaya: 7 oy

Işıl Batmaz:9 oy

Sonuç Bildirgesini Işıl Batmaz’ın okumasına karar verildi.

KARARLAR:

1. Daha önceki Genç Avukatlar Kurultaylarında alınan ancak henüz hayata geçirilmeyen kararların hayata geçirilmesi için gerekli aksiyonların alınması

2. Yönetmelik hükümlerinin Avukatlık Kanunu’na yansıtılması için ilgili meclis komisyonları, parti grup başkan vekilleri ve meslektaşımız olan milletvekilleriyle görüşme yapılması ve bu görüşmelerin yapılacağı günAnkara’ya kitlesel katılımın sağlanması için Sonuç Bildirgeleri Takip Komisyonu önderliğince çağrı yapılması

3. Tüm Barolarda işçi avukatların haklarının takibi amaçlı merkezler/komisyonların kurulması, daha önce kurulanların yaygınlaştırılması

4. İşçi avukatları temsilenBaro yönetim kurullarında yönetim kurulu üyesi olan bir genç avukatın yer alması zorunluluğu getirilmesi ve bu temsiliyet için 5 yıllık kıdem şartının aranmaması

5. III. Genç Avukatlar Kurultay’ında alınan karar gereğince Barolarca belirlenecek olan asgari avukatlıknet ücretinin aylık bürüt asgari ücretin iki katından az olamaması konusunda gerekli hukuksal düzenlemenin yapılması

6. Yönetmeliğin hiçbir maddesi değiştirilmeksizin yeniden Adalet Bakanlığına gönderilmesi konusunda aşağıda yer alan metin ile imza kampanyası yürütülüp, toplanan imzaların TBB’ye iletilmesi

“Adalet Bakanlığı tarafından T.B.B.’ye iade edilen Yönetmelik, T.B.B. Yönetim Kurulu tarafından üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek ve işçi avukatların hak ettikleri çalışma koşullarına kavuşmaları anlamında hayati bir adım atılmış olacaktır.

Zira işçi avukatların ekonomik, sosyal ve mesleki haklarının tanınması ve korunması için verilen uzun mücadele sonucu hayata geçen Yönetmelik, haksız işten çıkarmalara, sigortasız çalıştırılmaya, sigortanın asgari ücret üzerinden gösterilmesine, esnek çalışma saatlerine, keyfi hafta sonu çalışmalarına, kullandırılmayan izinlere, her türlü hak gaspına ve meslek etiğine aykırı davranışlara maruz bırakılmaya karşı önemli bir yasal kazanımdır.

Türkiye Barolar Birliği’ni, işçi avukatlara statü tanıyan, sosyal ve ekonomik haklarının önemli bir kısmını güvence altına alan bu kazanıma sahip çıkmaya davet ediyo, Yönetmeliğin, yürürlüğe girmesi için Barolar Birliği tarafından aynen kabul edilmesini talep ediyorum.”

IV. Genç Avukatlar Kurultayı 3. Gün programı 2016 yılında yapılacak olan 5. Genç avukatlar kurultayına ev sahipliği yapacak olan baroların adaylık başvurularını kurultay divanına sunması ile başlamıştır. 2016 yılında yapılacak olan 5. Genç Avukatlar Kurultayına Batman Barosu, Çanakkale Barosu ve Kocaeli Barosu aday olmuşlardır. Yapılan oylama sonucunda 44 oy alan Çanakkale Barosu ev sahipliğine hak kazanmıştır.
MASA 2

CMK VE ADLİ YARDIM GÖREVLERİNDEN DOĞAN SORUNLAR İLE YENİ GELİR ALANLARI OLUŞTURULMASINA YÖNELİK ÖNERİLER

1 – Zorunlu müdafiilk görevi olup, halihazırda cmk görevlendirmeleri ile üstülenilen müdafiilklerde duruşmalara mazeret verilemeyeceğine ilişkin bir düzenleme yoktur. CMK görevlendirmeleri ile takip ediler kovuşturma dosyalarında duruşmalara uygun mesleki mazeretin kabul edilmesi için Barolar Birlği aracılığıyla, Adalet Bakanlığı tarafından genelge yayınlanması konusunda talepte bulunulmasına karar verildi.

2- CMK ücretlerinin asgari ücret tarifesine çıkarılması, 2 yıl üzerinde süren dosyaların yeniden faturalandırılarak ödeme yapılmasının sağlanması,

ÇÖZÜM, bu hususta Türkiye Barolar Birliğine bildirimde bulunularak, Adalet Bakanlığı nezdinde talepte bulunulmasına karar verildi.

3- CMK ücretlerinde yol ücretlerinin de makbuz hazırlanması uygulanması ücretlerin azlığı ve ödenmemesi, ayrıca CMK giderleri üzerinden vergi ödenmesi, gider üzerlerindeki vergilerin kaldırılması,

ÇÖZÜM, buhususta çalışmaları olan Kocaeli Barosunun her baronun cmk komisyonuna, çalışmaları hakkında mail atması ve bu hususta her baronun, kendi bölgesindeki Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde taleplerde bulunarak çözülmesi,

4- Avukatların yeni gelir kaynaklarının oluşturulması hakkında, tapu işleri ve bireyler arasında yapılan sözleşmelerde avukat zorunluluğunun bulunması, hususunda yeni gelir kaynaklarının oluşturulması, Anonim Şirketlerde avukat bulundurulması zorunluluğu, yasal düzenlemeler gereği, şirketin sermayesinin 250.000 TL olması karşısında, miktarın kaldırılması ile tüm A.ş’leri ve Limited Şirketlerinde avukat bulundurma zorunluluğunun getirilmesi,

5- Adli yardım ve CMK sistemlerine mültecilerin başvurularında, başvuru evraklarını toplamadaki zorluklar sebebiyle, mültecilerin bu imkanlardan yararlanamaması, bu hususta kolaylıkların sağlanarak, avukatlaru yeni gelir kaynağının oluşturulması,

6- Uzlaştaırmacı olarak sadece avukatların görevlendirilmesi ve bu görevlendirme listelerinin, cmk listeleri gibi düzene sokulması,

7-Hakem heyetlerinde avukat vekalet ücretine hükmedilmemesi, danıştayım bu konuda vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararı aleyhine, hakem heyeti kararlarına itiraze dilerek, tüketici mahkemesinde, söz konusu yasal düzenlemenin anayasaya aykırılığı sebebiyle anayasaya mahkemesine başvurulması

8- Adli yardım ödemelerinde 1 yıla varan gecikmeler tespit edilmiş olup, bu gecikmeler hususunda yaşanan promlemler nedeniyle, bu problemlerin yaşandığı barolara ayrılan adli yardım ödeneklerinin artırılması veya ek ödenek çıkartılmasıb

9- Adli yardım ve CMK, uzlaştırma listelerinde tüm baroların ortak bir elektronik sisteme geçmelerine, bu şekilde değişik şehirlerde uygulamaların ortadan kaldırılması amacıyla Türkiye Barolar Birliği nezdine, tüm baroların gençlik meclisi başkanlarının, gençlik birliği olmayan baroların ise bir temsilci ile bu hususun takip edilmesine karar verildi.

-0 ila 5 yıl arası avukatlık kıdemi bulunan meslektaşlarımızın, CMK ve Adli yardım görevlerinde puanlarının yarısını alması, kıdemli meslektaşların puanların tam puan almaları veyahut Kıdemli meslektaşlara dosya alma kotası koyulması hususunda Türkiye Barolar Birliğine talepte bulunulması.

10- Anonim şirketlerde hukuki danışman bulundurulması hususundaki yasal düzenlemenin uygulanırlığı amacıyla, mali müşavir ve ticaret odasına barolar nezdinde uyarız ve tespit yazılarının yazılması.

11- Arabuluculuk yapılması hususunda avukatların 5 yıl kıdem şartı aranması şartı eşitlik ilkesine aykırı olup, bu şartın kaldırılması için girişimlerde bulunulmasına karar verildi.

12- Adliyelerde düzenlenen, bilirkişilik listelerinde 3 yıl kıdem şartının kaldırılması hususundatalepte bulunularak, genç avukatlara gelirkaynaklarının oluşturulması,

13- Adli yardım ödeneklerinin artırılması için Valilik ve belediyelerden ek destek istenilmesi ve Adli yardımda kadın ve çocuk haklarının daha iyi savunulması için Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığından talepte bulunulması ve ödenek yardımı talebinde bulunulması.

14-orta öğretim ve lise eğitim kurumlarında, temel hukuk dersleri için, eğitim vermek üzere avukatların görevlendirilmesi ve bu eğitimlerde ödenecek ücretlerin, sözleşmeli öğretmen ücretlerinin üzerinde belirlenmesi hususunda Milli Eğitim Bakanlığına, talepte bulunulması,

15-Yukarıda alıran kararların uygulanabilmesi açısından, sosyal medyada GENÇ AVUKATLAR CMK VE ADLİ YARDIM MASASI isminde grup kurulması hususunda, sivas barosunun görevlendirilmesi.

16-Yukarıda alınan kararların 18 04 2015 tarihide alınmış olup, bu kararlarınv e 4. Kurultayda alınan kararların uygulanabilmesi ve barolar birliğince tek uygulama sağlanılabilmesi için, oluşturulması düşünülen Genç avukatlar cmk ve adli yardım masası grubunca belirlenecek bir günde,(5. Kurultaydan önce) girişim ve görüşmelerde bulunulmasına oy çokluğuyla karar verildi.

17- Bu günki toplantının sözcüsü olarak Konya Barosu avukatlarından İsmet Yurteri 11 oyla seçilmiş olup, 19 04 2015 günki toplantıda açıklama yapmasına karar verildi.
MASA 3

IV. GENÇ AVUKATLAR KURULTAYI


ARABULUCULUK VE UZLAŞTIRMA GÖREVLERİNDEN DOĞAN SORUNLARI

6325 Sayılı Arabuluculuk konusu ile ilgili olarak masanın görüş bildirgesi:

1-Arabuluculuk Kanunu 20. maddesinde düzenlenen “hukuk fakültesi mezunu olmak” ibaresi “avukat olmak” şartı ile değiştirilmelidir. Başka mesleklerden arabulucu olarak görevlendirme yapılması yolu kesinlikle açılmamalıdır. Arabuluculuk kurumunun daha resmi hale getirilerek ciddiyet kazandırmak anlamında toplumun güvenirliliğinin sağlanması gerekmektedir.

2.Yeni hukuk fakültesinden mezun bir kişinin meslekte tecrübe edinme fırsatı bulamadan sadece bir yıl staj yapması hakimlik mesleği için yeterli görülürken, arabuluculuk görevi yapacak yeni bir hukukçunun 5 yıllık kıdem şartıyla önünün kesilmesi hakkaniyete aykırıdır. Sertifika eğitim programları yapılırken eğitim sürelerinin uzatılması, kalitenin yükseltilmesi ve kıdem şartı süresinin kısaltılması gerekmektedir. Arabuluculukta sözü mülakat aşamasının kaldırılması gerekmektedir.

Sertifikalı eğitimden geçen bir hukukçunun yazılı sınavı başarı ile tamamlandıktan sonra sözlü bir mülakata tabi tutulması bizce kabul edilmemelidir. Mülakat aşamasının kaldırılması gerektiği konusunda ve çözüm olarak iki aşamalı yazılı sınav yapılabileceği fikir olarak sunuldu.

3. Arabuluculuk yapan bir hukukçunun her iki tarafın olaya ilişkin sırlarını bildikten sonra uzlaşma sağlanamaması halinde aynı uyuşmazlığa ilişkin açılan davada taraflardan birinin avukatı olamayacağı hususunun daha ayrıntılı bir düzenlemeyle ele alınması gerektiği görüşüldü.

4.Arabuluculuk eğitimi şu an yüksek ücretlerle alınabilmektedir. Özellikle özel üniversitelerde eğitim adı altında bu işin ticarete dökülerek fahiş fiyatlar alınması konusunda önlemler alınmalıdır. Bu konuda çalışmalar yapılarak herkesin bulunduğu baroya bağlı olarak uygun fiyatlarla arabuluculuk eğitimi alabilmesi hususunda görüş bildirildi.

5.Arabuluculukta belli hukuki uyuşmazlıklarda ön başvuru şartı getirilerek arabuluculuğun öneminin arttırılması gerekmektedir. Ayrıca en kısa zamanda bu konuda bir hukuki düzenleme yapılarak hangi uyuşmazlıklar hakkında ne miktarda hangi sürelerle arabuluculuk kurumuna başvurulacağı hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği görüş olarak bildirildi.

6.Arabulucuya yaptığı iş karşılığı ödenen ücretler çok şu an çok cüzi miktardadır. Bu sebeple arabuluculukta yapılan işlere avukatlık asgari ücret tarifesinin uygulanması gerektiği görüş olarak bildirildi.

7. Arabuluculuk görüşmeleri sırasında yeterli güvenlik önlemleri alınması açısından adliye binaları içerisinde arabuluculuk odaları bulunması gerektiği yönünde görüş bildirildi.

Uzlaşma konusunda masanın görüş bildirgesi:

1.Mahkemelerde kollukta uzlaşmanın öneminin vurgulanması, vatandaşa ne olduğu hususunun açıkça anlatılması gerekmektedir. Bu konuda teşvik ve eğitim çalışmalarının yapılması lazımdır.Bu konularda tanıtım amaçlı olarak toplumsal çalışma yapılması sağlıklı uygulama yapılabilmesi açısından gereklidir.

2.CMK m.253 /(9) ‘ da uzlaştırmacı olarak “hukuk öğrenimi görmüş kişilerin” görevlendirilmesini kabul etmiyoruz. Bunun yerine bu ibarenin en azından “ hukuk fakültesi mezunu “ olarak değiştirilmesi gündeme getirilmelidir. Ayrıca uygulamada uzlaştırma konusunda büyük eksiklikler mevcuttur. Uzlaştırma kapsamında olan dosyalara avukat ataması yapılmayıp adliyedeki katipler aracılığıyla uzlaştırma çalışmaları yapılmaktadır. Bu konuda hukuki bir düzenleme yapılması gerekmektedir.

3. Uzlaştırma ücretleri düşük olmakla beraber edim olarak sonuç taksite bağlandığında taksitin bittiği tarihte avukata ücret ödenmesi yapılan işin karşılığının geç alınması demektir.Bu konuda acil hukuki düzenleme yapılması gerektiği hususunda görüş bildirildi.

Dosya savcılıkta kapandıktan sonra vatandaşın nereye başvuracağını ve taksitlere bağlandığında ödeme yapılmazsa hangi yaptırımla karşılaşacağını bilmemesikanunda bu yönde bir boşluk olması hususu eleştirildi.

Bilirkişilik:

Hmk.m266:

Bilirkişi olabilme kriterleri ülkemizde genel olarak çok yetersiz.Özellikle küçük barolarda sertifikalı bilirkişi olmaması büyük eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır.Sadece bilirkişi listelerine isim yazdırılmak suretiyle herhangi kıdem veya sınav şartına tabi tutulmadan bilirkişi olabilme konusuna oybirliği ile karşı çıkıldı.

Bilirkişi denetimlerinin ve yaptırımlarının yetersiz olduğu, niteliksiz bilirkişilere dosyaların tevdi edilmesi suretiyle karar verilmesi ve her konuda özellikle hukuki konularda dosyanın bilirkişiye gönderilmesi eleştirildi.

Bilirkişilerin koşullarının uzmanlık anlamında ağırlaştırılması gerektiği görüşüldü.

MASA 4
Kamuoyunda İç Güvenlik Yasası olarak bilinen " Poliz vazife ve salahiyet kanunu, jandarma teşkilat, Görev ve Yetkileri Kannunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 6638 Sayılı Yasa, 4 No'lu Masada görevlendirilen biz genç avukatlar tarafından ayrıntılı olarak okunup incelenmiş, müzakere ve tartışmalar yapıldıktan sonra aşağıdaki yargılara varılmıştır.
Yasa genel anlamda belli kişileri ve olayları hedef alınarak hazırlanmış, yasa yapmanın ruhuna açıkça aykırı, anayasamızdaki yasaların genelliği ilkesine aykırı, hukuk devletinden polis devletine doğru bir geçiş yapılmasına neden olabilecek şekilde yargı yetkisinin yürütmeye devredildiği, büyük ölçüde hukuka ve insan haklarına aykırı bulduğumuz bir yasadır.
Yasa maddeleri aşağıda tek tek müzakere edilerek değerlendirildiğinde aşağıdaki görüşler ortaya çıkmıştır.
madde:
Maddedeki düzenlemenin tamamının hukuka, masumiyet karinesi ilkesine, evrensel hukuk ilkelerine, temel hak ve özgürlüklerin tamamına aykırı olduğu , kolluk ve idarenin keyfiyetine sebep olacağı ve vücut dokunulmazlığını ihlal edeceği,
hakim kararı olmadan elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu, delil elde edildikten sonra verilmeyecek hakim onayının hakkın korunmaya yarar tüm yönlerinin yitirilmesine yol açtığı,
madde:
* Aramanın sözlü emirle yapılması polise keyfiyet sağlayacaktır.
* Kişilerin koruma altına alınıp olay yerinden uzaklaştırmanın ne surette yapılacağı, nasıl yapılacağı açıklığa kavuşturulmalıdır. Uzaklaştırmanın öz olarak neyi anlatmak istediği de belirlenmelidir.
* mevcut yasalardaa zaten polisin suç işleyen ya da işlemeye teşebbüs eden kişileri yakalayıp gerekli işlemleri yapma yetkileri mevcuttur. Bu yetkiler hali hazırda var iken, bu kanun ile malum eylemlerin önlenebilmesi ve aba altından sopa göstermeyi amaçlayan bir kanun maddesi ile karşı karşıyayız.
Madde:
* bu düzenlemenin genel anlamda olumlu olduğu, özellikle çocukların durumuna katkı yapacağı düşünülmektedir. Sadece avukatla birlikte alınması gereken ifade durumlarında neler yapılacağına dair cümle eklenebilir idi. Ya da bu gibi talep halinde ikamette alınacak ifadelerde zorunlu müdafii kurumu işletilebilir.
Madde:
* boyanın kimyasal anlamda insan vücuduna zarar verici olması durumunda problem yaratacaktır.
* boyanın tek başına elbise üzerinde bulunması suçluluk karinesi oluşturabilir.
* etkisiz kılacak ölçü nedir? Sınırları düzenlenmelidir.
* madde toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin engellenmesi ve insanların bu toplantılara katılmalarını engeller biçimde düzenlenmiştir. Anayasayada düzenlenen toplantı ve gösteri yapma hakkının önünde büyük engel oluşturabilir.
ve
Madde:
* 24 saatin daha da kısaltılması gerekirken 48 saate çıkarılıyor oluşu hukuka aykırıdır.
* hakimin onayına sunmuş olmak dinlemenin sona erdirileceği anlamına gelir mi?
* 72 saat onay verilmemesi durumunda, dinlenen ve kayıt alınan sesli bantlar nasıl değerlendirilecek, ihlal olan hakların yeniden inşaası ne surette mümkün olacaktır.,
* 6. maddenin 2. fıkrası doğal hakim ilkesine aykırıdır.
Madde:
* bu materyalleri yanında taşımak da suç haline dönüştürülmüştür.
* Bu maddenin tartışılması aşamasında 2 farklı fikir ortaya çıkmıştır. Kullanma ve bulundurma, marjinal fayda açısından ne durumdadır. Yaşam hakkı ve vücut dokunulmazlığı değerlendirilir ise toplumsal gösteriye katılan ve silah kullanmayan insanların haklarının üstünlüğünden bahsedilebilir. Diğer açıdan tek başına bu materyali bulundurduğu için cezalandırılma tehlikesi ile karşı karşıya kalınma durumu ve neticeten ceza alması durumu değerlendirildiğinde özgürlük hakkının üstünlüğünden bahsedilebilir.
madde a bendi:
* ceza miktarının fahiş olduğu hususu ortak paydadır.
* Cezalandrımak yerine “toplantı ve gösteri yürüyüşlerinden men edilme tedbirine başvurulabilir” hükmü ile madde yumuşatılabilir.
* yüzü örtmenin sadece kimlik gizleme amacıyla yapılabileceğini düşünmek yanlıştır. Oluşan olaylardan ve atılan gazlardan etkilenmemek amacıyla yüzün örtülmesi suç kapsamından çıkarılmalıdır.
8. Madde b bendi:
* üniformayı andırır giysiler nelerdir? Bunu kim belirleyecek. Masada, bu hususun tek görüş olarak hukuk aykırı olduğu ortaya çıkmıştır.
* Maddenin kalan bölümleri için çift görüş ortaya çıkmıştır. Amblem ve işaretin neler olduğu ve sloganların neleri kapsayacağı, tek başına renkli t-shirtlerin giyilmesi örgüt propagandası olarak değerlendilip degerlendirilmeyeceği konusunda bir belirsizlik olduğu ve lehe olan görüşteki baro temsilcisi genç avukat arkadaşlar, niyet okuma ile sorunun çözüleceğini iddia etmiştir.
Madde:
* madde bütünü ile hukuka uygundur.
Made: terör örgütünün propagandası muğlak bir kavramdır. Örgüt propagandasının neler olduğu sayılmalıdır. Yüzü kapatma hususu 8. maddede tartışılmıştır.
Madde:
* madde bütünü ile hukuka uygundur.
Madde:
* madde bütünü ile hukuka uygundur
madde:
* Yargı mensuplarının yetkisine el atılmaktadır. İdarenin(yürütmenin) keyfiyetinin ortaya çıkması yüksek ihtimaldir.
Madde:
* Toplantı ve gösteri yürüyüşleri esnasında işlenen suçlar katalog suçlar kapsamına sokulmaktadır. Bu suretle insanların bu toplantı ve gösterişlerde bulunmasının önüne geçilmesi sonucu ortaya çıkacaktır.
madde:
* Yargı mensuplarının yetkisine el atılmaktadır. İdarenin(yürütmenin) keyfiyetinin ortaya çıkması yüksek ihtimaldir. Soruşturma çift başlı hale gelmiştir.
Madde:
* sokağa çıkma yasağına ilişkin yetkinin valide bırakılması isabetli değildir. Bu yetkinin meclise bırakılmasının doğru olacağı hususunda fikir birliğine varılmıştır.
Madde:
* Madde hukuka uygundur.
madde:
*Madde hukuka uygundur.
madde:
* Madde hukuka uygundur
madde:
* madde hukuka uygundur.
MASA 5

Çevre Hukuku Uygulamalarından Doğan Sorunlar Hakkında Ortak Karar Metni

9Türkiye’de kalkınma planlamaları ve imar planlarında kısa süreli gelişme amacına dikkat çekmek isteriz. Aslında Kalkınma Planları ve imar planları uzun soluklu gelişme için öngörülen metinler olmalıyken ülkemizde hızlı ve rant odaklı gelişmenin planları olmaktadır. Maalesef gelişme öngörülürken en küçük derelerimiz HES’lere, en yeşil ormanlarımız taş ocaklarına ve metalik madenciliğe, en küçük yamaçlarımız RES’lere, en nadide ormanlık alanlarımız Havalaalanlarına ve diğer yapılaşmaya, en temiz havası olan illerimiz termik santrallere mahkum edilmek istenmektedir.

Planlı kalkınma ve imar ise başta insan olmak üzere tüm canlıların sağlıklı yaşam hakkına saygılı, doğaya ve çevreye değer veren metinler olmalı uygulayıcıları olan siyasi iktidar ve kamu görevlileri de bu temel değerlere bağlı olmalıdır.

Ülkemizde ise doğa talanına çanak tutan ne yazık ki siyasi iktidar olmaktadır. Biz genç avukatlar ve hukukçular olarak doğa talanına ve insan ve tüm canlıların sağlıklı yaşama hakkına sahip çıkmanın gerekliliğine inanıyoruz. Bunun için Amasya, Siirt, Adana Barosu, Aksaray, Erzurum, Giresun, Zonguldak, Giresun, Düzce, Çanakkale Baroları temsilcileri olarak Çevre Hukuku Uygulamalarından doğan sorunlara ilişkin çözüm önerilerimizi sizlerle paylaşmak isteriz.

1- HES’lere ilişkin sorunlar ve Çözüm Önerileri

Mevcut baraj ve santrallerden daha fazla enerji elde edilebilecekken en ufak derelere dahi HES’lerin kullanılması planlanıp, dere yatakları değiştirilip ekosistem tahrip edilmektedir. ÇED raporlarında biyolojk çeşitlilik anlamında flora fauna dengelerinin dikkat edilmeyip endemik türler ve planlanan tesisin başta HES’ler olmak üzere çevreye ilişkin bilimsel anlamda ve halkın anlayabileceği düzeyde halkın bilgilendirilmesi süreçlerinin işletilmemesi

2- Termik Santraller İlişkin Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Türkiye’de yerli yakıt kullanılması teşvik edildiğinden yerli yakıtla çalışan termik santrallerin yaygınlaştırılması ithal yakıtla çalışan termik santrallerinde planlanması teşvik edilmekte termik santrallerin zararları göz ardı edilip gerek yerli kömür rezervlerinin ekonomiye kazandırılması gerekse termik santraller yoluyla ihtiyaçtan fazla elektrik üretilip kısa dönemli salt ekonomik kazanç sağlanması planlanmaktadır. Termik Santrallerin bacalarına takılması öngörülen elektrostatik filtreler oluşan zararı engellememekle birlikte zaten hali hazırda dünyada termik santral bacasından çıkan zehirli gazları temizleme özellikli bir sistem bulunmamaktadır. Termik santraller yerine yenilenebilir enerji sektörünün faaliyete geçirilebilmesi için devlet teşvikinin öngörülmesi ve alternatif enerji kaynaklarının başta güneş enerjisi olmak üzere yaygınlaştırılması uzun süreçte ekonomiye katkısının daha fazla olacağı düşünülerek bu kaynaklara yöneliminin teşvik edilmesi.

RES’lere ilişkin sorunlar ve Çözüm Önerileri

RES’lerin hakim rüzgar yönü olan alanlara kurulması ve bu alanlarında çoğunlukla ormanlık alanlarına kurulması, bilimsel bir gerçek olduğundan bölgedeki orman alanlarını tahrip edilmesi ve kuş göç yollarına dikkat edilmeksizin bu tesislerin kurulması büyük sorunlar yaratacağından proje uygulayıcılarının özellikle kuş ve orman bilimcileri başta olmak üzere akademik çevrelerin, orman mühendislerinin ve ilgili meslek odalarının bilimsel görüş ve önerileri doğrultusunda RES’lerin planlanması ve başta bu esaslara dikkat edilerek kurulması çevre tahribatını en alt seviyeye indirgeyecektir.

Hayvan Hakları İle İlgili Yasal Düzenlemelerden Kaynaklanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Hayvanlara karşı gerçekleştirilen kasten öldürme, eziyet ve zarar verme eylemlerinin TCK kapsamına alınılarak caydırıcılık unsurlarının arttırılması suretiyle takdiri indirimlere girilmeksizin doğrudan hapis cezası ile cezalandırılması bakımından yasal düzenlemelerin yapılması.

Barolar Birliği ve hayvan hakları konusunda faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları ile birlikte Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılacak ortak çalışma kapsamında ilkokul ve ortam öğretim düzeyindeki öğrencilerin ders programlarına hayvan sevgisi ve haklarına yönelik eğitici ve öğretici çalışmaların yapılmasını ve müfredata alınmasını sağlamak.

Tüm barolar da hayvan hakları komisyonu kurulması teşvik edilerek Petshop ve evcil hayvan üretim çiftliklerinde gerçekleştirilecek denetimler sırasında denetim yapacak kurumun yanı sıra bağlı bulunulan il Baro’su Hayvan Hakları Komisyon’un en az bir üyesinin denetim esnasında hazır bulundurulmasının Barolar Birliği tarafından Barolara görüş olarak bildirilmesi

Nükleer Santrallerden Doğan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Nükleer Santrallerin gerekli bilimsel içtihatların ve denetimi sağlayacak bilimsel çalışma kurullarının oluşturulmadan kurulması, çevreye ilişkin etkileri konusunda yeterli ve geniş kapsamlı araştırma yapılmadan ve halk açıkça bilgilendirilmeden yapılması nükleer felaketlerin önünü açacağından, öncelikle bilimsel anlamda ar-geye önem verilmelidir.

Nükleer fizikçiler, biyologlar, tıp bilimciler gibi bilimsel çevrelerin bile görüşleri dikkate alınmadan ve geniş katılım sağlanmadan, ulusal ekonomiye de katkısı çok rahat tartışılabilecek nükleer santraller kurulması toplumun yararından çok zararına olacaktır.

Çok yakın zamanda dahi gelişmişliğini örnek aldığımız hatta imrenerek baktığımız Japonya’da dahi nükleer kazaların yaşanması söz konusuyken, böylesine bir riski göze almamız kesinlikle kamu yararına olmayacaktır.

Nükleer santrallerden elde edilecek fayda şeffaf şekilde ortaya konulup, tartışılmadan halkta nükleer santrallere sempati uyandırmak amacıyla çocuklarında kullanıldığı ve kamu spotu etiketi altında manipüle edici reklamların yayımlanması dünya üzerinde yaşanmış nükleer faciaların sonrasında izlediğimiz görüntüler sonrasında düşündürücüdür.

Biz genç avukatlar olarak alt yapısız ve denetimsiz nükleer santrallere karşı olduğumuzu bildirir, bize nispeten çok gelişmiş ülkelerde dahi nükleer kazaların yaşandığını düşünürsek nükleer santrallerin ülkemize uzun soluklu bir ekonomik getirisi olmayacağını düşünmekteyiz.

Metalik Madencilik ve Taş Ocaklarına İlişkin Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Birkaç maden çıkarılacağı öngörülerek ne madeni çıkarılacağı belirtilmeksizin hazırlanan ÇED raporları ile doğal yaşam alanları tahrip edilmekte, tahrip edilen orman alanları ıslah edileceği öngörülmesine rağmen geri kazandırılmamaktadır. Başlıca örnekleri Trakya Bölgesi Istıranca Dağlarında olmak üzere yurdumuzun dört bir köşesinde vahşi metalik madencilik ve taş ocakları doğayı talan etmektedir.

Biz genç avukatlar olarak halihazırda kurulu barolar nezdindeki çevre komisyonları olarak yasal süreçleri yürütmenin durdurulması talepli iptal davaları ile takip etsek dahi kolektif çalışarak bütün barolarla elbirliği ile bu mücadeleyi yükselteceğimiz inancındayız.

Bu mücadelede dava süreci tek başına etkili olmayıp, sivil toplamı ile ortaklaşa çalışılması ve yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen çalışan şirketler ve sorumluları hakkında suç duyurularında bulunarak idare mahkemesine durum bildirilerek fiili bir mücadelenin hayata geçirilmesini de son derece önemli bulmaktayız.

MASA 6

MESLEĞE YÖNELİK SALDIRILAR VE MESLEĞİN İTİBARINA YÖNELİK SORUNLAR
Çağlayan Adliyesinde talihsiz bir şekilde yaşanan meslektaşımız savcı Mehmet Selim KİRAZ'ın öldürülmesi olayının yine tlihsiz bir şekilde gerek sosyal medya gerekse basın yoluyla avukatlara ve avukatlık mesleğine ihale edilmesi kesinlikle kabul edilemez.Bu talihsiz olaydan sonra ''Avukatların üstünün aranması'' uygulamasının getirilmesi kesinlikle bir çözüm olarak kabul edilemez.Zira bu uygulamanın getirilmesi hem avukatlık kanununa hem de silahların eşitliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir.
Söz konusu talihsiz olay ile birilerinin bir hesap yaptığını düşünüyor ve bunun üzerinden başka bir hesap yapılarak avukatlık mesleğinin itibarının zedelenmesinin karşısında durduğumuzu ifade etmek istiyoruz.
Masamızda yapmız olduğumuz çalıştaydan çıkan sonuç raporları aşağıdaki gibidir.
1- Mesleğin itibarını düşüren ve mesleki anlamda sorun olmaya devam eden bir husus olarak hukuk fakültelerindeki öğrenci kontenjanlarının arttırılması ve her yıl onlarca yeni hukuk fakültelerinin açılması sorununa karşılık ;
Yeni Hukuk Fakültelerinin açılması sorununda kontenjanların düzenlenmesi ve avukatlık sınavının getirilmesi elzemdir.
Avukatlık sınavının iki kademeli olarak staj öncesi ve staj sonrası yeterlilik sınavı şeklinde yapılması ve bu konuda TBB'ne gerekli çalışmaların ve hatta yapılacak olan sınavın TBB tarafından hazırlanması ve yürütülmesi noktasında çalışmalar yapması zorunludur.
Hukuk Fakültelerine öğrenci alımlarında taban uygulamasının göstermelik değil daha nitelikli puanlar ve şartların belirlenmesi gerekmektedir.
2- Meslek itibarının arttırılması için önemli gördüğümüz bir diğer husususta Avukatlık mesleğinin sadece kontite bakımından değilde kalite bakımından da iyileştirilmesi için TBB tarafından sertifika proğramlarına katılımın zorunlu kılınması ve sertifika proğramlarının her yıl belli bir sayıda yapılması zorunlu olmalıdır.
3- Mesleğe yönelik saldırılar noktasında bir diğer husus da yakın zamanlarda Çağlayan Adliyesinde meslektaşımız savcı Mehmet Selim KİRAZ'a yapılan saldırının gerek sosyal medya gerekse basın yoluyla avukatlık mesleğine ve avukatlara ihale edilmesidir.Buna ilişkin olarak Çağlayan Adliyesinde ''Avukatların üstünün aranması'' uygulamasının getirilmesi bir çözüm olmamakla beraber avukatlık kanunu'na ve silahların eşitliği ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.Elbetteki bir savcının öldürülmesi hepimizi derinden üzmüştür.Ancak unutulmamalıdır ki Avukatlar üzerinde yürütülen bu çirkin propagandaya asla izin veremeyiz.Zira en çok hukuk şehidi verenler avukatlardır. Bunun en talihsiz örneğini kısa bir süre önce Gaziantep Barosuna kayıtlı olan meslektaşımız Avukat İsmail AKKAYA'ya yapılan saldırı sonucunda şehit edilmesi ile görmüş olduk.
Bu manada ''Avukatların üstünün aranması'' uygulamasının getirilmesi bir çözüm olamayacağından bu tip yapılan veya yapılması ihtimali olan uygulamalara karşı TBB'nce somut adımlar atılması bir gerekliliktir.Şayet Avukatlık Kanunu'nda ki açık hükme rağmen bu tip uygulamalar olursa bu konuda gerekli yasal yollara başvurulmalıdır.Bunun dışında söz konusu talihsiz olay üzerinden Avukatlık Kanunu'nda bir değişikliğe gidilmesi önlenmeli ve bu konuda TBB'nce gerekli çalışmalar yapılmalıdır.
Güvenlik sorununun ise TBB'nin tüm adliyelerde avukatların adliyeye giriş noktalarına yönelik olarak ''turnike'' sistemini getirmeye yönelik çalışmalar yapması yerinde olacaktır kanaatindeyiz.
Yine bu talihsiz olay üzerinden sosyal medya ve basın yoluyla avukatlara ve avukatlık mesleğine yönelik olarak TBB'nin gerek seminer,kamu spotu, konferans,broşür dağıtımı yoluyla ve gerekse bilbordlara reklam vermek suretiyle avukatlık mesleğinin itibarının arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılması elzemdir.
TBB tarafından tüm illerde avukat hakları merkezi kurulmasının zorunlu hale getirilmesi ve kurulacak olan bu avukat hakları merkezinin etkin şekilde çalışması için eğitimler ve seminerler düzenlenmesi ayrıca avukat hakları merkezine Türkiyenin her yerinden ulaşılabilmesi için tek numara uygulamasının yapılması kararları alınmıştır.
4'üncü genç avukatlar kurultayı 6'ncı masa olarak aldığımız kararlardır. Saygılarımızla arz ederiz.
MASA 7

KADIN HAKLARI SORUNLARI VE KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ÖNLEYİCİ DÜZENLEMELER

1. YASAL DÜZENLEMELERDEN KAYNAKLI SORUNLAR

SORUN: 15 yaşındaki kız çocuğunun kemik yaşının tespitiyle mahkeme aracılığıyla kadın haline getirilmesi, yetkili merciiler aracılığıyla yaratılan sorundur.

ÇÖZÜM: Hastanede gerçekleşen doğumlarda kemik tespiti yapılmamalı, mahkemeler tarafından kesin yaş olarak kabul edilmelidir.

SORUN: Namus cinayeti ile töre cinayeti arasındaki belirsizliğin mahkemelerce kadınlar aleyhine yorumlanıp, failde cezai indirimlere gitmesi yargısal organlarca yaratılan sorundur.

ÇÖZÜM: TCK. m.82 de düzenlenen nitelikli hallere ‘’namus’’ kavramı da dahil edilmelidir.

SORUN: 6284 s.K’nun önleyici tedbirlerin uygulanması kısmında özellikle kolluk kısmında meydana gelen ciddi sorunlar bulunmaktadır.

ÇÖZÜM: 6284 s.K’ndaki tedbirlerin muhatabı olarak mağdur kadın değil de, şiddet yanlısı erkek olmalıdır. Erkek öncelikle psikolojik tedaviyle rehabilitasyona tabi tutulmalıdır. Bunun kolluk eliyle zorlayıcı hale getirilmesi gerekmektedir. Mağdur kadının ve çocukların düzeni kesinlikle bozulmamalı, hali hazır yaşam tarzları devam ettirilmeli, şiddet uygulayan erkek kolluk aracılığıyla takip ettirilmeli, gerektiğinde (elektronik kelepçe vb. teknik araçlardan) yararlanılmalı, takip sırasında işveren, yakın arkadaşları ve aile bireyleri muhatap alınmalı, şiddet uygulayan erkek kolluk vasıtasıyla toplumsal alanda takip edilmelidir.

SORUN: Alınan önleyici tedbirlere yönelik aykırı eylemlerde bulunan özellikle kadınların adreslerine yönelik kolluk aracılığıyla açığa çıkarma işlemi, kolluğun iştirakiyle yaratılan bir sorundur.

ÇÖZÜM: Kolluk tarafından mağdur kadına yönelik gerçekleştirilen adres öğrenme işleminde kolluk TCK. m.257 uygulamaya konulmalı veyahut 6284 s.K’da mağdur kadınların korunmasına ilişkin önlemlere aykırı bulunanlara ilişkin özel bir suç ihdas edilmelidir.

SORUN: Medeni Kanun da düzenlenen cinsiyet değiştirmede aranan ‘’bulunduğu cinsiyette üreme yeteneğini yitirmiş olması’’ şartı belli bir cinsiyete mahkumiyete yönelik ağır insan hakkı ihlalidir.

ÇÖZÜM: Zaten kadın olan, kadın gibi hisseden, toplum tarafından kadın olarak kabul edilen bireyleri hak ihlallerinin önlenebilmesi açısından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ilgili kararı doğrultusunda Kanun’da gerekli değişiklik yapılmak suretiyle üreme yeteneği olanlar da cinsiyet değiştirilebilmelidir.

2. TOPLUMSAL BİLİNCİN GELİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE BAROLARIN ROLÜ

SORUN: Kadına yönelik şiddete ilişkin medyanın rolü problemdir ve tahrik edici yayınlar büyük bir sorundur.

ÇÖZÜM: (1) Meydanın yayınları tahrik edici olmamalı, çarpık ilişkileri özendirici şekilde göstermemeli, takdiri indirim sebeplerine yönelik yayınlar yapılmamalı, özetle şiddeti meşru gösterecek nitelikte yayınlar yapılmamalıdır.

ÇÖZÜM: (2) Toplumda genelleme yapılan söylemlerden kaçınılmalı, bölgesel, ırksal, mezhepsel, cinsiyete dayalı söylemlerden kaçınılmalı özellikle basın, yayın ve medya bu alanlarda çalışanların daha hassas davranması ve buna aykırı olarak yapılan her türlü medya aracındaki yayınların kaldırılması ve sorumluların cezalandırılması amacıyla baroların kadın hakları komisyonları aracılığıyla başvurular yapılmalıdır.

ÇÖZÜM (3) Eğitim kurumlarında öncelikle eğiticilerin toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda üniversitelerde ve meslek içi eğitimlerle eğitilmesi ve buna ilişkin hususların aktarılması konusunda geliştirilmesi gerekir.

ÇÖZÜM (4) Yerel yönetim organları aracılığıyla gerekli eğitimler verilmeli ve özellikle muhtarlar düzeyinde kadınların katılımını sağlayan çalışmalar yapılmalıdır.

3. GELİNCİK PROJESİ VE BENZERİ PROJELERİN GELİŞTİRİLMESİ VE YAYGINLAŞTIRILMASI

ÇÖZÜM (1) Gelincik projesi ve benzeri projelerin barolar tarafından bilinebilirliği ve kurulumu konusunda çalışmalar yapılmalı ve benzeri projeler üretilip desteklenmelidir.

MASA 8

ÇOCUK HAKLARI VE ÇOCUK İSTİSMARINA YÖNELİK SORUNLAR

1- ÇOCUK GELİNLER SORUNU:

· Özellikle Doğu’daki çocuk gelinler sorununa ilişkin olarak öncelikle o bölgedeki gelenek ve görenekler sosyolojik olarak değerlendirilmeli, bu kapalı toplumlardaki zihniyetin değiştirilmesine yönelik projeler geliştirilmelidir.

· Özellikle Doğu’daki aşiret kültürü ve güç unsurları karşısında ailelerin küçük yaştaki çocuklarını evlendirmek istemelerinin önüne geçilmesi hususunda algı değiştirilmeli.

· Diyanet İşleri imamlar kapsamında küçük yaşta çocukların evlendirilmemesi hususunda kendi bölgelerindeki kişileri bilgilendirmeli.

· Çocuk gelinler sorunları ile ilgili ihbar hattı kurulmalı.

· Köy Enstitüleri gibi halkı bilgilendirecek kuruluşlar kurulmalı.

· Uzman kişiler, sosyal hizmet uzmanları sahaya inmeli. Burada anne ve babalar bilgilendirilmeli.

· Bizler avukatlar olarak Barolarımızdan Çocuk Hakları konusunda eğitim istemekteyiz.

2- ÇOCUĞA YÖNELİK CİNSEL SUÇLARIN ENGELLENMESİ:

· Çocuklara karşı veya çocuğun dahlinin bulunduğu cinsel suçlar ve uyuşturucuya yönelik büyük problemler mevcuttur.

· Topluma bildirilmeyen ensest ilişkilerin fazla olması nedeniyle bu konuya yoğunlaşılmalı ve gerekli eğitim verilmelidir.

· Aile içindeki çocuğa yönelik cinsel suçlar açısından proje geliştirilmeli ve sorunun kaynağına inilmelidir.

· Yaptırımlar arttırılmalı, yargıya intikal arttırılmalıdır.

· Çocuklara yönelik kreşte cinselliğe ve cinsel istismara yönelik uzman kişilerce eğitim verilmelidir.

· Denetimli serbestlik çok iyi uygulanmalıdır.

· Pedofoli hastalığı gibi çocuğa karşı cinsel suçlara ilişkin kişilere cezaevi yaptırımından sonra tıbbi iyileştirmede sağlanmalı, bu hasta insanlar öyle topluma kazandırılmalıdır. Bunlar rehabilite edilmelidir.

· Çocuğa karşı cinsel suçlara yönelik hâkim ve savcılar eğitilmeli, bu suçların cezalarında indirim yapılmamalıdır.

· Kurumlar arası irtibatta daha hızlı çalışılmalı, prosedür daha hızlı yürümelidir.

· Özellikle kız çocuklarının cinsel geçmişi cezaların uygulanmasında bir indirim sebebi olarak algılanmamalıdır.

3- KAMU KURUMLARINDA YAŞANAN İHLALLER:

· Sosyal hizmet merkezleri, kamuda yaşanan ihlaller konusunda daha hassas davranmalı, önlemlerini almalıdırlar.

· Okul öğretmenlerinin çocuklara yaptıkları cinsel istismarlara yönelik projeler geliştirilmelidir.

· Çocuk istismarları konusunda Çocuk cezaevlerinin kapatılması veya yenilenmesi hususu projelendirilmeli, çocukların eğitilebileceği kurumlar oluşturulması.

· Cezaevi personeli alımlarında personel iyi bir testten geçirilmeli özellikle çocuklar hakları hakkında eğitim almalıdırlar.

· Medya, şiddet vs.konularında denetlenmeli, yayınların çocuklar tarafından da izlenmesi nedeniyle özellikle dizilerdeki şiddet unsurları gözden geçirilmelidir.

· Kolluk personeli çocuk hakları konusunda eğitilmelidir.

4- ÇOCUK İŞÇİLER SORUNU:

· Çocuk işçi çalıştıranlara yönelik Devlet politikası çocuklar aleyhine olmamalı.

· Çocuk işi çalıştırmanın ekonomik boyutu olması nedeniyle ailelerin ekonomik düzeyi geliştirilmeli.

· Göçmenlerle ilgili özellikle dilendirme hususunda çok fazla örnek olduğundan bunlara yönelik bir önlem alınmalı.

· Mevsimlik işçilerin çocuklarının zor koşullarda ailelerine yardım ettiği ilinmektedir. Özellikle mevsimlik işçilerin olduğu illerde bu ailelerin çocuklarına yönlik kreş, vs.yerler açılmalıdır.

· Kollu daha dikkatli olmalı, çocuk işçi çalıştırıldığı ihbarı geldiğinde bunu öncelikle değerlendirmelidir.

· Bildirim hattı kurulmalı, çocuk işçi çalıştıran müessesler ihbar edilmelidir.

· Çocuk işçi çalıştıra aileler için ciddi cezalar olmalıdır.

5- DİĞER SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ:

· Yukarıdaki konu başlıklarında sorunlara ve çözüm önerilerine değinilmiştir.

· Çocuk İzleme Merkezlerinin kurularak geliştirilmesi, bu merkezlerde Kadrolu Avukat bulundurulması, çocuk haklarının anlatılması bakımından önemlidir. U merkezler uzman personele yer verilmelidir.

MASA 9

Adliye ve Kolluktaki İşleyişe Yönelik Sorunlar

  • Mahkeme ve Savcılık Kalemleriyle İcra Dairelerinde Karşılaşılan Sorunlar
  • Atama, Yer Değişiklikleri ve Tayinlerden Kaynaklanan Sorunlar
  • Kollukta Karşılaşılan Sorunlar

1- Stajyer avukatların adliyedeki staj eğitimi aşamasında ilgili hakimin, savcının ve kalemde çalışan memurların stajyer avukata yönelik olumsuz tutumlarının engellenmesi için kendilerine bilgilendirme yapılması

2-Adliyede karşılaşılan sorunları ilgili Baro Başkanlığı’na iletilmesi, çıkan uyuşmazlıklarda personelle birebir diyaloğa girilmemesi için baro mekanizmasının aktif kullanılması

3-Kalem memurlarının hakim ve savcının bilgisi dışında yaptıkları keyfi uygulamalarının önüne geçilmesi

4-Adliye personeline karşı avukatlık mesleğinin itibarının korunması, memurlar ve avukatlar arasında kişisel ilişkilerin disiplinli şekilde yürütülmesi

5-Hakim ve savcıların aldığımız görevlerde bizleri etki altına almaması için avukatın vakarlı duruşunu istikrarlı bir şekilde koruması

6-Yargılamanın her aşamasında hakim, savcı ve avukatın eşit statüde olduğunun bilinciyle hareket edilmesi

7-Adliyede ve kollukta yaşanan problemlerde her daim tutanak tutulması, tutulan tutanağın işleme alınmasının sağlanması

8-Duruşma saatlerine hakimlerin uymasının sağlanması için Adliye Komisyonları ve Baro aracılığıyla girişimlerde bulunulması

9-Sorunların çözümü için her baroda Avukat Hakları Merkezi’nin kurulmasının sağlanması

10-Uyap Sistemi’nde “mevzuat öneri” butonunun eksik olan hususlarda gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için aktif olarak kullanımının sağlanması

11- CMK Görevlendirmelerinde ifade veren ile yapılacak öngörüşmenin mutlaka sağlanması, bunun için gerekli ortamın talep edilmesi, usule aykırı olarak hazırlanan tutanakların kesinlikle imzalanmaması

12-Kollukta ve savcılıkta çalışan personele yönelik mesleki eğitim seminerlerinin verilmesi

13-Barolar aracılığıyla çözülemeyen sorunların Barolar Birliğine iletilmesi ve Birliğin sorunların çözümüne yönelik çalışmaları sağlaması

14-Hakim, savcı ve diğer adli personele yönelik disiplin mekanizmasının etkin çalışması ve uygulanacak müeyyideyle ilgili personelin mutlaka bilgilendirilmesi

15- Adliyeye giriş çıkışlarda hakim ve savcılar dahil bütün adliye personelinin güvenlik tedbirlerinin eşit olarak uygulanmasının sağlanması, elle aramanın önüne geçilerek çipli kart sistemine geçişin sağlanması

16-Hakim ve savcı atamalarından kaynaklanan duruşmaların sürüncemede kalmasına yol açan atama, yer değişikliği, tayin ve izinlerin düzgün bir mekanizmaya bağlanması

MASA 10

Ekonomik Sorunlar ile özlük haklarından Kaynaklanan Sorunlar

1. Kamu Avukatları Hakkında Sorun ve Çözümler Önerileri

a. Kamu avukatlarının düşük ücretleri ile çalıştırılmalarının önüne geçilmesi için ek gösterge rakamlarının yüksek belirlenmesi teklif ediyoruz.

b. Vekalet ücretinin yıllık limit uygulaması ve süre sınırlaması nedeni ile düşük kalması sorununa karşı limit uygulamasının kaldırılması veya limit sınırlarının yükseltilmesin, öneriyoruz.

c. Tüm kamu avukatları için mesleki sorumluluk sigortasının zorunlu hakle getirilmesi ve sigorta primlerinin ilgili idare tarafından karşılanması gerekmektedir.

d. Kamu kurumlarında hukuk müşavirlerinin avukat olması zorunluluğunun getirilmesi elzemdir.

e. Kamu avukatlarının TBB ve barolar bünyesinde temsili için üyelik zorunluluğunun getirilmesi ve baro aidat ve kesenekleri hakkında pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır.

2. Haksız Rekabet ve Reklam Yasağına ilişkin sorunlar ve Çözüm Önerileri

a. Arzuhalcilik ve dava takipçiliği hizmeti gören kişilerin Avukatlık Kanunu hilafına işlemler yapmaktadır. Bu durumun engellenmesi ve avukat iş hacimlerinin arttırılması için ilçe merkezlerinde en az 3 avukat yazıhanesinin kurulması sağlanması ile bu sorunun çözüleceğine inanıyoruz. Böylece bu meslek grubunun mesleki faaliyeti doğal ve hukuki bir süreç sonunca sona erecektir.

b. Avukatlık Kanununa belirli değer üstündeki davalarda “vekil ile temsil zorunluluğu” getirilmelidir.

c. CMK hizmetlerinin ücretlerinin avukatlık asgari ücret tarifesi seviyesine çıkarılmalıdır.

d. Kişisel internet sayfası kurulması, SMS mesajı gönderilmesi ve telefon görüşmeleri sureti ile özellikle tüketici hukuku alanında dava takibi yapılması haksız rekabet teşkil etmektedir. Bu durumun önüne geçilmesi için baro ve TBB nezdinde cezai takip yapılması gerekmektedir.

e. Avukatlar için yeni iş alanlarının yaratılması ve hukuki güvenliğin sağlanması amacıyla güncel yaşamda sıkça karşılaşılan Kira akdi, vasiyetname ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi gibi sözleşmelerin avukatlarca hazırlanması ve sonrasında noterlerce onaylanması meslektaşlarımıza ekonomik katkı sağlayacaktır.

f. Sigorta hukuku, iş hukuku ve tüketici hukuku gibi seri davalara müsait uyuşmazlıklarda belirti kişilerin toplu iş almasının önüne geçilmesi, iş paylaşımının yapılmasının barolarca takibinin sağlanması.

g. Meslek etiğinin korunması için avukatlık şirketinin oluşması engellenmelidir. Bununla birlikte şubeleşmenin önüne geçilmelidir. Bu şekilde engellenecek haksız rekabette ayrıca avukatlık kanununda levha ile ilgili hükümlere aykırılıklar özel olarak takip edilmelidir.

h. Avukatlık kanununa aykırı şekilde avukat katiplerinin iş takibi yapmasının önüne geçilmeli ve tanıtıcı evrak dağıtmalarının önüne geçilmelidir.

i. Reklam yasağına ilişkin mevzuatın güncel ihtiyaçları karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte yürürlükte olan mevzuatın takibinin baro disiplin kurullarınca sıkı takibinin yapılmalıdır. Örneğin levhaların ebatlarının büyüklüğü, tanıcı evraklarla tanıtım faaliyetleri ve ticari şirket adı altında avukatlık hizmetlerinin verilmesi öncelikli sorunlar arasındadır. Yine arabuluculuk ve avukatlık levhalarının aynı levhada belirtilmemesine yönelik düzenleme yapılması gerekmektedir.

j. Arabuluculuk eğitim seminer bedellerinin yüksek olması nedeniyle sertifika edinmenin güçleştirilmemesi ve Kıdem şartının da kaldırılmasına yönelik düzenleme yapılması gerekmektedir.

k. Uzlaştırmacıların adliye personeli arasından seçilmesi ve listelerin cumhuriyet başsavcılıkları tarafından hazırlanmasının engellenmesine ilişkin baro yönetim kurulları tarafından gerekli müracaatın yapılması tartışılmıştır.

3. Genç Avukatların Ekonomik Sorunları

a. Mesleğe yeni başlayan genç avukatların ruhsat alım tarihlerinden itibaren ilk beş yıllık süre içinde vergi muafiyetlerinin ve indirimlerinin sağlanması için kanuni düzenlemeler yapılmalıdır. Bu hususta TBB ve barolar nezdinde gerekli altyapı çalışmları biran önce başlatılmalıdır. Bu noktada teklifimiz Katma Değer Vegileri için belirlenen oraın tıpkı diğer hizmet sektörlerinde olduğu gibi %8 olarka belirlenmesi ve gelir vergisi hususunda vergiden muaf gelir seviyesinin, 30.000-TL, belirlenmesidir.

b. Geçmiş dönem kurultaylarında ifade edildiği gibi baro ödenekleri ve ruhsat bedellerinin genç avukatlar lehine yeniden düzenlenmesi ve muafiyet sağlanması gerekmektedir.

c. TBB fonları arasına genç avukatların mesleğe başlarken meslek standartlarına uygun büro açabilmeleri için düşük faizli ve uzun vadeli kredi teminin sağlanması tartışılmıştır.

d. Barolar tarafından stajyer avukatların ekonomik ve meslek standartlarına uygun bir çalışma ortamı sağlayacak bürolar ile buluşturulması gerekmektedir.

e. Genç avukatlar lehine adli yardım ve CMK görevlendirmelerinde pozitif ayrımcılık yapılarak önceliklendirilmesi özellikle ifade edilmiştir. Bu konuda konuda barolar ve TBB tarafından ilke kararı alınması yönünde çalışmalar takip edilmelidir.

f. e-tahsilat ve barokartlar gibi akıllı uygulamalar ile sağlanan ekonomik kolaylık ve fırsatların çoğaltılması gerekmektedir. Bu konuda TBB tarafından yapılan tanıtım faaliyetlerinin arttırılması tartışılmıştır.

g. Genç avukatlar tarafından sıkça takip edilen tüketici hukukuna ilişkin Heyet kararlarında, ortaya konan emek nedeni ile vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Bu konuda önceki yasal düzenlemenin tekrar gündeme getirilmesi ifade edilmiştir.

h. Asgari ücret tarifesine uyulması ve özellikle danışma ücretinin alınması konusunda barolar tarafından kamuoyu çalışması yapılması ve bu hususun disiplin takibinin yapılması sağlanmalıdır.

CMK ücret tarifelerinin arttırılması, çalışan avukatların asgari maaş ücretleri ve genç avukatların temsili konularında masa katılanları tarafından tartışma yapılmış ancak çalışma konu dışında kalması nedeni sonuç metninde yer verilmemiştir.

Kurultay huzuruna saygılarımızla arz olunur.

MASA 11

MESLEĞİN GELECEĞİNE VE GELİŞİMİNE YÖNELİK SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Mesleğin geleceği ve gelişimine yönelik sorunlar ve çözüm önerileri konusunun altında yer alan Hukuk fakülteleri ve hukuk eğitiminde nitelik ve nicelik sorunları başlığına ilişkin olarak, çözüm önerisi getirilmesi gereken sorunlar, başlıklar halinde aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir:

1. Hukuk fakültelerinde hâkimlik-akademisyenliğe yönelik eğitim veriliyor olması

2. Hukuk fakültesi sayısının ve fakülte kontenjanlarının fazlalığı

3. Nitelikli öğrenim elemanı ve öğretim görevlisi sorunu

4. Avukatlık stajının, staj eğitimi verilen diğer fakültelerden farklı olarak, fakülte eğitiminden sonra veriliyor olması

5. Avukat sıkıntılarına fakülte eğitiminde yer verilmiyor olması

6. Teori-pratik eğitim sıkıntıları, uygulamalı eğitime yer verilmiyor olması

7. Mesleki dayanışmanın hukuk fakültelerinde başlamamış olması

8. Hukuk kavrayışının eksik verilmesi

9. Avukatlığın fakülteden önce tanıtılmaması

Bu sorunlara ilişkin olarak getirilen çözüm önerileri aşağıdaki gibidir:

1. Hukuk fakültelerinde avukatlık mesleğinin tanıtılması, avukatlığın aslında nasıl bir meslek olduğu, avukatlık meslek kuralları konusunda eğitim verilmesi,

2. Öğretim görevlileri ve öğretim elemanlarının Türkiye Barolar Birliği ve Barolarla işbirliği içinde olması, avukatlık mesleğinin itibarının sağlanması amacıyla bu kurumların öğretim görevlileri ile ortak konferans, panel ve çalıştaylar düzenlenmesi,

3. Üniversitelerde avukatlık hukuku derslerinin zorunlu hale getirilmesi ve bu derslerin avukatlar tarafından verilmesi,

4. Türkiye Barolar Birliğin ve/veya Barolar tarafından akademik kadro ve öğrencilere anket yaparak hukuk fakülteleri kontenjanları konusunda memnuniyetin ölçülmesi ve kamuoyu oluşturulması,

5. Felsefe, sosyoloji, sosyal psikoloji, diksiyon, beden dili gibi konularda fakülte öncesi ve sonrası eğitim verilmesi,

6. Mesleki eğitimin daha nitelikli hale getirilebilmesi için bölgelerin pilot illerinde bir avukatlık akademisi kurulması ve meslektaşlarımızın bu akademiden eğitim alması aynı zamanda staj eğitimi noktasında nitelikli akademisyen ve avukatlarla, avukatlık akademisinin güçlendirilmesi.

Mesleğin geleceği ve gelişimine yönelik sorunlar ve çözüm önerileri konusunun altında yer alan staj etiğimi ve avukatlık sınavına ilişkin düzenlemeler başlığına ilişkin olarak, avukatlık sınavı konusu ele alınmıştır.

Avukatlık sınavının Baro Başkanları tarafından destekleniyor olması gerçeğine rağmen, çalıştay masasında yer alan katılımcıların, sınav ile ilgili çekincelerinin olduğu ve ortak bir karara varılamadığı görülmüştür. Sınav yapılsın ya da yapılmasın şeklinde bir ortak karar verilmesinden daha önemli olan konunun, ülke gerçekleri ve gelecek kaygıları göz önünde bulundurulduğunda, baro başkanları tarafından imzalanan bildirgede aslında genç avukatların temsil edilmemiş olduğu düşünülmektedir.

1. Avukatlık sınavının olması gerektiğini düşünen katılımcılar, mesleki nitelik konusunda çekincelerini iletmişler, aynı zamanda artan meslektaş sayısının niteliği konusunda temel çekincelerini sunmuşlardır. Hukuk fakültesi mezunlarının avukatlık mesleğini son çare olarak görmesi ve artan sayının mesleki itibarsızlaşmaya neden olması, avukatlık sınavının getirilmesinin istenmesinin temel sebebi olarak ortaya konulmuştur.

2. Avukatlık sınavının olmaması gerektiğini düşünen katılımcılar, bu sınavın tarafsız yapılması ile ilgili çekincelerini dile getirerek, meslektaşların niteliklerinin artırılmasının yolunun, hukuk fakültelerinde, stajda ve fakülte öncesinde verilecek eğitimlerle sağlanabileceğini savunmuşlardır. Siyasi konjonktür ne olursa olsun, hangi kurum sınavı yaparsa yapsın sınavın siyasallaşacağı düşüncesi katılımcılar tarafından dile getirilmiştir.

Katılımcıların, bu sınavın Türkiye Barolar Birliği temsilcileri çoğunlukta olmak şartıyla Adalet Bakanlığı ile yetkin öğretim elemanlarından oluşacak bir heyet tarafından hazırlanması ve yapılması, bu merciin objektif ve güvenilir olmasının gerektiği vurgulanmıştır.

Bu hususlarla ilgili dönem sözcüsü Amasya Barosu’nun takipçi olması ve çözüm önerilerini sonuçlandırmasını 11. Masa olarak talep ediyoruz.

MASA 12

ÖRGÜTLENME VE TEMSİL SORUNLARI

Masanın ana gündemi 0-5 yıl kıdeme sahip avukatların yasa gereği barolar bünyesinde temsil edilmemesi sebebiyle temsil sorununu ortadan kaldırmaktır.

Türkiye Cumhuriyeti’nde milletvekili seçilme yaşı dahi 25 iken avukatların seçilmesin kıdem ile sınırlandırılması hukuki temel ilkeleri ve seçme hakkı olanının seçilme hakkında bulunması prensibi ile bağdaşmamaktadır bu sebeple temsil edilemem sorunu ortaya çıkmaktadır.

Avukatlık yasasında ki temsil sorunun ortadan kaldırılıncaya kadar temsil sorunun çözülmesi için genç avukatlar meclisi adı altında barolarda genel kurul kararlarıyla oluşumlar yapılmalıdır. Her baroda genç avukatlar meclisi kurulmalıdır.

Muhalefet şerhi: Tekirdağ Barosu, İzmir Barosu ve Muğla Barosu Genç Avukatların temsil ile birlikte birçok sıkıntısı olması sebebiyle meclisin devamlı olmasını savunmaktadır.

Baroların bünyesinde olan komisyonlar ve ya kurullar artık meclis olmalıdır.

TBB genç avukatlar meclisi kurulması için barolara tavsiye niteliğinde yazı göndermelidir.

Barolardaki meclisler baroların gençlik kolları olmamalıdır.

TBBtarafından yapılacak görüşmeler ile genç avukatlar meclislerine ödenek hakkı çıkartılmalıdır.

Muhalefet şerhi: Ankara barosu genç avukatlar meclisinin kurulmasını yararlı görmemektedir. Barolarınbüyüklüğüne göre doğal üye sayıları göze alınmalı ve büyük barolardaki kurulların meclise dönmesi menfi bir durum değildir. Bu sadece baro yönetimleri ile genç avukatlar arasında başka bir vesayet getirir.Tüm barolarda gençlik meclisi gündeme getirilirse üye sayısı yüksek olan barolarda ayrı bir yöntem tartışılmalıdır.

Her baroda oluşturulan genç avukatlar meclisleri ile TBB bünyesinde genç avukatlar için bir Türkiye genç avukatlar meclisi organı oluşturulmalıdır.

Amasya barosunun dönem sözcülüğü kapsamında tüm baroların içinde olduğu bir yürütmekurulu ve icrai kurul oluşturulacaktır.

Genç avukatlar meclislerinin yaşadığı sıkıntıların çözümü için bir tanıtım komisyon oluşturulmadır.

Genç Avukatlar Meclisi kurulmamış barolarda yeni meclislerin açılması için bir tanıtım komisyon kurulmadır.

Çıkan kararlar için tarih belirlenmesi için dönem sözcüsü baro Amasya Baro’sunun öncülüğünde mayıs ayı içinde program yapılmasını 19 Mayıs haftası ile bunun başlanmasına karar verilmiştir.

 
22.02.2018 Perşembe